Sosyal Medyada Paylaş


aytuğ kolankaya ile röportaj

OP. DR. AYTUĞ KOLANKAYA İLE DOKTORUM HAKKINDA SÖYLEYİŞİ

Kanal D’de hafta içi her gün yayınlanan ‘Doktorum’ programının başarılı sunucuları Zahide Yetiş ile kadın hastalıkları ve doğum uzmanı Op. Dr. Aytuğ Kolankaya, sağlık konusunda çok özel açıklamalarda bulundular.


Zahide Yetiş & Op. Dr. Aytuğ Kolankaya :

Türkiye’nin en farklı sağlık programı ‘Doktorum’da, sağlıkla ilgili kafa karıştıran, ağır ve anlaşılması zor konular, gerçek hayat hikayelerinden yola çıkarak anlaşılır bir dille, uygulamalı olarak anlatılıyor. Her gün farklı konuların ele alındığı ve tıp dünyasının seçkin doktorlarının katıldığı programın sunucularıyla Kanal D’de çekimlerin yapıldığı stüdyoda konuştuk...


Hafta içi her gün Kanal D’de sabah kuşağında ekrana gelen ‘Doktorum’ programının seyirci tarafından istenmesinin nedeni ya da nedenleri ne olabilir? Önce hanımlar diyelim ve Zahide Hanım’dan başlayalım...


Zahide Yetiş : Biz de program olarak “Önce hanımlar” diyoruz. Çünkü o saatlerde ekran karşısında hanımlar oluyor. Ne varsa onu yansıtan bir program bizimkisi. Hem heyecanlıyız hem gülüp eğleniyoruz hem de hep beraber sağlık bilgilerini öğreniyoruz. Herkesin “Canım yandı” dediği olayların öncesini ve sonrasını çok değerli hekimlerimizle paylaşıyoruz. İçinde olmaktan mutluluk duyduğumuz bir program yapıyoruz ve sanıyorum bütün bunlar da izleyiciye yansıyor


Op. Dr. Aytuğ Kolankaya : Üç tane faktör var bana göre. “Hangisi olmazsa olmaz?” faktörü bunlar. Bir tanesi, bilgi doluyuz. Öncelikli işimiz bilgi vermek. Böyle programlar yapıldı ama bilgi konusu tam net olamadı. Biz de sanki tıp fakültesinde ders verir gibi bilgileri ayrıntılarıyla sunuyoruz. Gelen uzman doktorlar, en kaliteli bilgileri veriyor. İkincisi, dürüstüz. Programın arkasında kimsenin hiçbir çıkarı yok, sponsor yok. Biz doktor, hastane veya ürün reklamı yapmıyoruz. Üçüncüsü ise programda keyifliyiz. Eğlenerek öğreniyoruz, öğretiyoruz, sunuyoruz.


Acaba Türkiye’deki sağlık hizmetlerinin zaman zaman yetersiz kalmasıyla ‘Doktorum’ programının bu boşluğu doldurması da ilgiyi artırıyor olabilir mi?:


Aytuğ Kolankaya : Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de branşlarında en iyi olan, uzman olan doktorlar var. Onlara da çabuk ulaşılamıyor. Muayenehanesine bile gitseniz size ayırabileceği süre en çok 15 dakika.


Ancak burada 2.5 saat sizinle birlikte. Kaldı ki sizin için bütün sorular o doktora soruluyor.


Zahide Yetiş: Bizim programımızı internet sitemizden de izleyenler var. İlgi çok büyük...


Kadınların en büyük problemi şişmanlık. Geçtiğimiz aylarda Amerika’da şişmanlığa çare bulunduğu söylendi, doğru mudur?


Aytuğ Kolankaya: Kelin merhemi olsaydı başına sürerdi. Amerika, şişmanlıkta birinci ülke. Amerika’nın üçte biri ciddi anlamda obez. Amerika, son 10 yıldır bu konuya milyarlarca dolar döktü, bugün geldiği nokta geçmişten iki kat daha kötü. Aslında birçok ülkede bu dert yok. Ama Amerika’nın olunca hepimizin derdi oluyor. Amerika aynı zamanda yaşam tarzını da bize empoze ettiği için bizde de obezite problem oluyor.

doktorum röportaj

Türkiye’de durum nedir?


Aytuğ Kolankaya: Türkiye’de beş yılda iki kat arttı diyabetli sayısı. Bana göre bu konuyla mücadeleye çocuklardan başlamalıyız. Çeşit çeşit gofretler, çikolatalar, şekerlemelerden uzak duramıyorlar. Mümkün olduğunca bu gibi yiyeceklerden uzak durulmalı.


Zahide Yetiş: Aslında aşırı kilo pek çok hastalığa da davetiye çıkarıyor. Normal kilolu bir insanla, şişman bir insan sağlık konusunda ne yazık ki aynı şansa sahip değil. Şişmanlık, her türlü hastalığı tetikleyebiliyor.


Zahide Hanım size ‘sarı melek’ dediklerini biliyor musunuz? Sizi çok seviyorlar. Bu bir magazin ya da şov programı da değil. Son derece ciddi bir formatı var. Buna rağmen kendinizi sevdirmeyi nasıl başardınız?

Zahide Yetiş: İnanın bunu duyduğuma çok sevindim. Beni babaannem ve ninem büyüttü. Müthiş bir sevgi yumağı içinde büyüdüm. Bizim izleyici kitlemizin yaşı büyük kesimiyle çok iyi anlaşıyoruz. Ben yaşlılarla sohbet etmeyi çok severim. Sanırım bu iletişim televizyondan da aynı sıcaklıkta geçiyor.


Allah korusun ama sizin herhangi bir sağlık sorununuz yok sanırım. Çünkü sürekli başkalarının sağlık sorunları nedeniyle kendinizi unutuyor da olabilirsiniz.


Zahide Yetiş: Ben şunu öğrendim bu programı yaptıktan sonra; hormonlar belli bir zamana kadar beni koruyacak. Ama belli bir zaman sonra bir şeyler çıkacak tabii. Bu yüzden kendimize, ruhumuza, bedenimize iyi bakmak gerekiyor. Tek sloganımız olmalı: “Hayat bir gündür, o da bugündür!” Sabahları telefonum iki kez çalar. İlkinde “Doktorum için uyan” der bana. Yedi dakika sonra ikinci kez çalar ve “Asla tekrarını yaşayamayacağın yepyeni bir gün başlıyor. Kalk ve tadını çıkar” der.


Aytuğ Bey, Mehmet Öz de dünya çapında doktorlarımızdan. O da sizin gibi televizyona program yapıyor ve beslenmesine özellikle dikkat ediyor. Sizin de beslenmenizle ilgili özel formülleriniz var mı, bizimle paylaşır mısınız?


Aytuğ Kolankaya: Mehmet Bey çok başarılı ve programı da çok seviliyor. Benim günümün yarısı kamera önünde, diğer yarısı hastanede geçiyor. Özel yaşamıma gelince... Benim tek dikkat ettiğim şey, spor. Sporumu aksatmadan yapıyorum. Sabah 05.30’da kalkıp buraya geliyorum. Burdan hastaneye giderken öğlen arasında bir saat spor yapıyorum. 14.30’da başlayıp gece 22.00’ye kadar çalışıyorum. Ama o bir saatlik spor beni kurtarıyor. Onun dışında yememe, içmeme dikkat etmiyorum. Sigara içmiyorum, içki içme alışkanlığım yok.


Zahide Yetiş: Benim de içkim, sigaram yok. Tek kötü alışkanlığım var, çikolata. Az yemeye çalışıyorum.


Zahide Hanım, bugüne kadar televizyonlarda kadın, eğitim, kültür, eğlence, yarışma ve tartışma programları sundunuz. Bir dönem tiyatroyla da ilgilendiğiniz için sormak istiyorum; oyunculuğu düşünüyor musunuz?


Zahide Yetiş: Oyunculuğa asla kapım kapalı değil. Elbette oynamak isterim.


Nasıl bir karakteri canlandırmak istersiniz?


Zahide Yetiş: Doğru yönlendirilirsem her rolü en iyi şekilde canlandırabilirim. Sonuçta tiyatro eğitimi aldım ve tiyatro sahnesine çıktım. Ancak şu an programımdan, seyircimden çok memnunum. Gelecekte ne olur bilemiyorum.


Kaynak : HAFTA SONU DERGİSİ - Yüksel ŞENGÜL